Mektubumuz Var... etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Mektubumuz Var... etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Ekim 2010 Perşembe

Çocuklarımız yarış atı değildir !- Avcılar'dan Mektubumuz Var !

İlk eğitimden söz edersek ailenin belirleyici bir rol oynadığı görülür. Yeni doğmuş bir bebeğin henüz yeşermemiş bir fidan olması onun büyümesi, yeşermesi ve çiceklenmesi için gerekli koşulların hazırlanması gerekir. İlk iş aileye düşer. Fidanın suyu, ışığı gibi gerekli ihtiyaçlarını bir araya getirmeli ve karşılayabilmelidir. Ki dışardan da etkelenecektir fidan kuşkusuz. Bu dış etkeler yıkıcı olabilir ve olumsuz sonuçlar yaratabilir ama ilk adımı güzel atılmış bir başlangıç mutlaka güzel sonuçlara ulaşacaktır. İlköğretimde verilen eğitimi önemli bulmuşumdur. Çocuğun alışkanlıkları ve yürüyeceği o yolda ki ilk adımdır. Ülkemizde pekte sağlıklı olmayan eğitim şartları bir çok öğrenciyi kötü etkelemektedir. Maddi manevi sorunlar yaratmaktadır.
Nursen Öztürk'ün mektubu...

7 Eylül 2010 Salı

Bir tecavüz davasının duruşmasında yaşanan hayal kırıklığı üzerine...-Ankara'dan mektubumuz var...

Bir tecavüz davasının duruşmasında yaşanan hayal kırıklığı üzerine...


Ankara’da bir adliye binasındayız, bir tecavüz davasında… Ayşe, Fatma, Nurcan, Zeynep, Sevgi, Burcu… İsimlerin bir önemi yok şimdi. Bir adliye binasında, bir kadın arkadaşımızın davasındayız. Tecavüze uğrayan bir kadın arkadaşımızın davasında birlikteyiz, en başta ona, sonra kendimize ve tüm kadınlara güç verebilmek için. Yok, çok yakından tanımayız arkadaşımızı, belki kimimiz daha önce hiç karşılaşmadı bile. Ama ne önemi var… Ortaklığımız tanışıklığımız değil, kadın bedenine yönelik bir en ağır şiddet biçimlerinden biri olan tecavüz karşısındaki direnişimizdi. Hangi kadın bu konuda duyarlılık göstermez ve sessiz kalabilirdi ki, biz de sessiz kalmadık ve adliyeye duruşmaya gittik, bu dava bizim de davamız olduğu için. Yaşananların ayrıntısı da gerekli değil. İki erkek tarafından gerçekleştirilen bir tecavüz var ortada, bir de arkadaşımızın doktordan alınmış raporları.

Ankaralı kadınların mektubu...

Tatili tarif eder misiniz?- Kağıthane'den mektubumuz var...

Tatili tarif eder misiniz?

Kimilerine göre tatil plajda bronzlaşmak için saatlerce güneşin altında boylu boyunca bir o yana bir bu yana yatmaktır. Kimilerine göre her şey dahil bir otelde sabah, öğle, akşam açık büfedeki bütün yiyecekleri bir tabağa sığdırma mücadelesi vermektir. Homini gırtlak yemek içmek ve karlı çıkmanın verdiği mutlulukla evine dönmektir. Kimine göre televizyon seyretmek, gece geç saatlere kadar oturmak, öğleye kadar yatmaktır. Kimine göre tarihi yerleri gezmek ve hayretler içerisinde “vay be anasını adamlara bak zamanında neler yapmışlar” gibi sözler söyledikten sonra bir şey anlamadan mekandan ayrılmaktır. Kimilerine göre yol kenarlarında gördüğü yeşil alanlarda mangal yakıp çoluk çocuk pişirdiklerini bir güzel yemektir. Kimilerine göre bikinisi, takısı, elbisesi, çantası, sevgilisi ile magazin basınının ikocanı olmaktır. Kimilerine göre tatil okullar kapanır kapanmaz ev halkını topladığı gibi köyüne yaylasına gitmektir. Dağ havasını solumak, temiz kaynak sularından içmek, bu arada kışlık yiyeceklerini hazırlamaktır.
Elele Kadın Derneği Başkanı Fikriye Şekeroğlu'nun mektubu...

18 Ağustos 2010 Çarşamba

Umduğum gibi tozpembe olmadı hayat - Pendik'ten mektubumuz var...

Umduğum gibi tozpembe olmadı hayat

Merhaba Ekmek ve Gül okuyucuları. Size kısaca hayatımdan bahsetmek istiyorum. Ben 27 yaşında genç bir anneyim. Hayatımda ne kadar zorluklar olsa da mutlu olmayı başardım.
İlkokuldan çıktıktan sonra babam okumama izim vermedi. ‘Kız kısmı okusa ne olur okumasa ne olur, evleneceği adam baksın’ diye düşündü. Çocukça düşünceyle 16 yaşında evlenmeye karar verdim, ama her şey düşündüğüm gibi olmadı. Evliliğin zorlukları yetmiyormuş gibi bir de ekonomik zorluklar eklenince hayat daha da çekilmez oldu...
İstanbul Pendik'ten Nurten Sönmez'in mektubu...

Kadınsan kadınlığını bil! - Güngören'den mektubumuz var...

Kadınsan kadınlığını bil!

Her yörenin farklı söylemleri olduğunu biliyoruz. Ölüm-doğum, evlilik gibi olağan şeyler için söylenen bir sürü dillendirmeler olduğu aşikâr... “Gözünüz aydın bir kızınız oldu” ile başlayan cümleler hayat boyunca kadının asli görevlerinin de temellerini oluşturan bir giriş cümlesidir aslında… İlk bakışta sevinç ve aydınlık gibi algılanan bu sözler, gerçeği kapamak için kullanılan söz oyunundan başka bir şey değildir. Mesela “kızım büyüyünce abla olacak”, “kızım büyüyünce abisine ütü yapacak”, “kızım büyünce evlenecek” gibi geleneksel bakış açısının sözlere yansımış halidir bunlar...
İstanbul, Güngören'den Pınar Balaban'ın mektubu...

Fabrikadaki gündem; İnegöl’deki olaylar ve referandum-Bursa'dan mektubumuz var...!

Bursa'dan mektubumuz var !

Fabrikadaki gündem; İnegöl’deki olaylar ve referandum
Çalıştığım fabrikada kadınlar, son günlerde yoğunlaşan çatışmalı ortamı tartışıyor. Bazı arkadaşlar AKP’nin Kürtlere fazla tolerans tanıdığını, Kürtleri şımarttığını söylerken; bazıları AKP’nin demokrat bir parti olduğunu, her şeyin güzel gittiğini AKP’yi istemeyenlerin ortalığı karıştırdığını söylüyor.
Demirtaş Organize’den bir kadın tekstil işçisi kadının mektubu...