3 Eylül 2010 Cuma

4 EYLÜL 2010 günü bayilerde...

EKMEK ve GÜL DERGİSİ EYLÜL SAYISINDA NELER VAR?


Barıştan ne çok korkuyorlar- Fatoş Argın Taşkale
“ Dersim’in en yoksul mahallerinden birindeyiz Yeni mahalle…OHAL döneminde zorla göç ettirilen evleri yakılan, hayvanları,bağları ,bahçeleri ormanları köyleri bombalanan insanların yerleştiği bir mahalle. Konumuz Kürt sorunu ve barış…konuşmacı sunumunu yaptı daha sonra sözü oradaki kadınlara bıraktı..kadınlar tartışmaya başladılar ama en çok kulanın kelime-cümle “barış”,”köylerimize geri dönmek istiyoruz”, “operasyonlar” ve “yoksulluk, işsizlik” oldu. Konuşulanları ilgiyle dinleyen 11 yaşlarındaki bir kız çocuğu annesine iki de bir sokularak, fısır fısır sorular soruyor. Sonra o fısıltı yükselmeye başladı
-anne barış ne? …”

Bir hayalim vardı benim de- Sükun Öztoklu
“…Tüm gençler gibi, bir hayalim vardı benim de, ama yüz binlerce genç gibi 12 Eylül faşist cuntası benim de hayallerimi gerçekleştirmemi engelledi. Binlerce insanın sadece hayalleri değil, hayatları da çalındı bu 30 yıllık sürede, asılarak, işkencede, yargısız infazlarla öldürülenler, kaybedilenler, işkence sonucunda kalıcı sakatlıkları olanlar... Sayılamayacak kadar kötülük ettiler bu halka, ellerim ölene kadar yakalarında olacak. …”

BİR KİTAP: Tanıklıklarla 12 Eylül- Aynur Seyrek
“…İzmir Kadın Yazarlar Derneği anlatılamayanlar kâğıda dökülsün diye kadınları yazmaya çağırdı, 12 Eylül’ü bir de kadınların deneyimlerinden öğrenelim diye. Ben de, 12 Eylül zindanlarında 5,5 yıl yatmış ve daha sonra da kanser nedeniyle kaybettiğim ablam Naime Gürgör için yazdım bu kitapta. …”

İÇİMİZDEN BİRİ: Bingöl’den salyangoz fabrikasına 47 yıllık yolculuk.-Esen
Osmançelebioğlu
“…Her anı tek tek kaydetmiş zihnine, çünkü dün yaşanan her şey bugününden çalınmış umutları gösteriyor. Babasının onu okula göndermeyişi mesela, ailesini geçindirmek için gurbete yolu düşen abisinin çalıştığı inşaattan düşüp hayatını kaybetmesi, çocuklarını yatıracak yeri olmadığından kıyafetleri yere serişi… Yalova’da Mantaş Salyangoz Fabrikası’nda işçi olan Saadet Atilla’nın bugünü geçmişten getirdikleriyle yaşanıyor, ahları da yarına taşıdığı umutları da. …”

Sokakta kalmayalım cemaate girelim öyle mi!- Dilek Yağlı
“…Yarıştan çıktık ama ne olacak şimdi, nereye gideceğiz? Devlet yurduna başvurduk ama ya çıkmazsa! Özel yurda verecek paramız yok. Arkadaşlarla eve çıkmamıza da izin vermezler… Daha üniversitenin kapısından girmeden eve geri dönmemiz bir olur. Zaten bir cemaat yurdudur tutturmuşlar... Neymiş efendim “devlet yurtları kız öğrenciler için uygun değilmiş”, “cemaat yurtları/evleri en iyisiymiş”, “cemaat yurtlarına/evlerine emanet ederlerse içleri rahat edermiş”, “kız başına öyle kendi kafamıza göre yapamazmışız”, “giriş çıkış saati de belliymiş”… En geç akşam ezanında evde olacaksın. Yurttaysan belki bir iki saat daha geç. Tam kaçtığımız şey de bu değil mi? …”

Eğer kadınsanız bekçiniz çoktur- Ayşegül Sağlam
“…Yeni eğitim dönemiyle beraber birçok sorun da kapısını aralıyor. Kayıt için üniversiteyi kazandıkları şehirlere giden öğrencilerin barınma sorunu, en önemli sorunlardan biri. Ben artık diğer kıdemli sayılabilirim; Türk Dili ve Edebiyatı dördüncü sınıf öğrencisiyim.
Üniversiteyi kazandığım ilk yıl ben de aynı sorunla karşı karşıyaydım. Ailem asgari ücretle geçimini sağlayan bir emekçi ailesiydi. Kredi Yurtlar Kurumu’na başvurmama rağmen yurt çıkmamıştı, yedekte bekletilmekteydim. Misafir olarak kalmak istediğim devlet yurdu benden iki katı ücret almakta, bunun yanı sıra bir kadın olarak yurt müdürünün ağır hakaretlerine maruz kalmıştım. …”


Eyvah okullar açılıyor!
“…Referandum tartışmaları, Ramazan, bayram derken şimdilik pek konuşulmuyor ama anne babaların en büyük derdi olan eğitim döneminin başlamasına az bir zaman kaldı.
Okul hazırlıkları alışveriş kısmı henüz olmasa da stres kısmıyla başladı. Bir yandan bağış adı altında toplanan paralar, diğer yanda okul masrafları, servis ücretleri… Dert edinecek çok şey var. İstanbul’da çeşitli semtlerde oturan kadınlar, artık herkesin hakkı olmaktan çıkıp parası olanın satın aldığı bir lüks haline gelen eğitimle ilgili düşüncelerini dergimize anlattılar. …”

Demokrasi ve eşit haklar için HAYIR- Yıldız İmrek
“…Bu düzenleme içi boş bir makyajdır. Ayrımcılık yasaklanmamıştır. Kadın emeğini koruyan, kadınlara ekonomik, siyasal ve sosyal alanda fiili eşitlik sağlayacak tedbirlere, şiddete karşı korunma mekanizmalarına yer verilmemiştir. …”

Akşam eve geldiniz elektrikler kesik!- Beyza Metin- EMO İstanbul Şube Yöneticisi
“…Mukaddes, ev kadınıdır. Faturalarını her ay düzenli ödemeye çalışır, bazı zamanlar taksitler sıkıştığında ya da hesapta olmayan bir harcama çıktığında elektrik faturalarını bir ay geciktirir, çünkü iki aydan evvel elektrikler kesilmez; yıllardır böyledir. Mukaddes bu ay da geciktirir faturayı ödemeyi. Pazardan eve döndüğünde elektriklerinin kesildiğini fark eder. Anlam veremez, çünkü ne bir ihbarname gelmiştir, ne de kimsenin haberi olmuştur elektrik kesilirken.
Ne olmuştur da yıllardır olan bu kez olmamıştır? …”

Aile içi cinsel istismar: Ensest.- Başak Sopacı
“…50 yaşında dimdik bir kadındı. Benimle ilk kez göz teması kurmadan konuşuyordu. Gözlüklerinin altından yaşını sildi. Mendilini elinde bir topa çevirdi ve sıktı; “Ben ensest yaşadım, basbayağı ensest. Acım bitmiyor işte...” Söyleyebilecek tek kelimem yoktu, ensestin kadın üzerindeki etkisi buydu: Ömrü boyunca acı çekmek….”

SAĞLIK: Rahim Ağzı Kanseri- Sibel Arslan
“…Dünyada meme kanserinden sonra kadınlarda en çok ölüme yol açan kanser türü Serviks, yani rahim ağzı kanseridir. Dünyada her yıl yaklaşık yarım milyon kadına rahim ağzı kanseri tanısı konulmakta ve 250 bin ölüm vakası görülmekte. Dolayısıyla bu kanser türü biz kadınların en çok korktuğumuz, ancak bir taraftan da yeteri kadar tanımadığımız kanser türlerinden biri. Bu nedenle bu sayıda sağlık sayfamızın konusunu rahim ağzı kanserine ayırdık. …”

HUKUK: Boşanma halinde nafaka hangi durumlarda ödenmektedir?
“…Nafaka talebi uygulamada en sık boşanma davasıyla birlikte talep edilmektedir. Ancak, nafaka davasının boşanma davasıyla birlikte talep edilmemesi halinde, evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan bir dava hakkı olarak boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğramaktadır. …”
TARİH: Antifaşist direnişlerde kadınlar – Olcay Geridönmez
“…Kahraman değildik. İçsel bir gereklilik buna itiyordu bizi. Çünkü insan için kendisini özgür hissetmek ve mahrum edildiği haklar uğruna mücadele etmek bir ihtiyaçtır. Biz kadınlarınsa daha da fazla nedenimiz vardı. Faşizm, bizim istediklerimizin tam tersiydi. …”


MEKTUP: Bir tecavüz davasının duruşmasında yaşanan hayal kırıklığı üzerine...
“…Ankara’da bir adliye binasındayız, bir tecavüz davasında… Ayşe, Fatma, Nurcan, Zeynep, Sevgi, Burcu… İsimlerin bir önemi yok şimdi. Bir adliye binasında, bir kadın arkadaşımızın davasındayız. Tecavüze uğrayan bir kadın arkadaşımızın davasında birlikteyiz, en başta ona, sonra kendimize ve tüm kadınlara güç verebilmek için. Yok, çok yakından tanımayız arkadaşımızı, belki kimimiz daha önce hiç karşılaşmadı bile. Ama ne önemi var”

MEKTUP: Tatili tarif eder misiniz?- Fikriye Şekeroğlu, Elele Kadın ve Dayanışma Derneği Başkanı
“… Birlikte düşünmek, birlikte eğlenmek, birlikte paylaşmak” sloganıyla yapılan kampı duyunca ve ekonomik şartlarının da çok uygun olduğunu öğrenince Elele kadınları çoluk çocuk toplanıp soluğu İzmir Selçuk’a giden otobüste aldık. On kişilik kadın ve çocuk grubumuzla birlikte Selçuk’a doğru yola çıkıp sabah kamp alanına vardığımızda kamp komitesindeki arkadaşların bize yerlerimizi göstermesiyle çadırlarımıza yerleştik. …”

MEDYA: Aynı nakarat yarısı bayat.- Çağrı Sarı
“…Ara verilen dizlerin bazıları başladı, bazıları da bu ay içerisinde izleyicisiyle buluşacak. Bir de taze olanları var ki, bu reyting savaşında, tutunabilmek için fragmanlarıyla, oyuncuları sürekli ekranlarda, gazetelerde görmek mümkün. Peki yeni sezonda yeni olan ne? …”

1 Eylül 2010 Çarşamba

Direniş Dediğin Kadının Hayatı- Kırkyama 29 Ağustos 2010

“Çalışırken de zordu hayat, direnirken de zor”
Direniş Dediğin Kadının Hayatı


“Doğru yoldayım, bu olanlar onu gösteriyor. Direnişim, hastane çalışanlarının çalışma koşullarında çok değişiklik yaratacak. Daha şimdiden işçi arkadaşlarım en alt sınıftan birinci sınıfa atladı. Kafeteryada çay içebilmelerinin, kandil simidi yiyebilmelerinin sebebi buradaki çadır. En önemlisi başka işçi atmamalarının sebebi de buradaki çadır. Bütün dünyanın çalışanları için buradayım, işime geri dönene kadar buradayım. Direniyorum, direneceğim”. Bu sözler atıldığı için Paşabahçe Devlet Hastanesi bahçesinde kurduğu çadırda 8 Temmuz’dan bu yana tek başına eylemini sürdüren Türkan Albayrak’ın her gün direniş notlarını tuttuğu defterinden. Hastane bahçesine kurduğu çadırı artık onun evi, 24 saat ayrılmıyor direniş alanından. Direnişinin 31. gününde tek kişilik direnişine ve evi saydığı çadırına baskın yapan 40 kişilik zabıta ve polis ordusu çadırını zorla yerinden söküp pankartlarını, yazılarını, özel eşyalarını ve hatta kitaplarını, defterini, okuma gözlüğünü bile götürürlerken o yere bir kilim serip direnişe devam etti. Şimdi çadırını yeniden kurdu, onun direnişten vazgeçmeyeceğini gördüler, el konulan bütün eşyaları tek tek iade edildi. Direnişe başlarken onu tehdit edenlere, “yapamazsın” diyenlere “ben günün 24 saati burada olacağım siz de göreceksiniz” demiş. Şimdi diyor ki “Sözümü tuttum. Demek ki olacak, demek ki başarıya ulaşacağız”.
Gülten Üzüm ve Erdem Geyik'in haberi...

30 Ağustos 2010 Pazartesi

1 EYLÜL GÜNÜ BARIŞ İÇİN SİZE İKİ ÇAĞRI VAR!!!

Barış olsun, ölüm sussun, kadınlar ve hayat konuşsun...

Biz kadınlar savaşı çok iyi tanıyoruz. Sakallı, bıyıklı, bombalı, mayınlı, apoletli, koruculu erkek savaşı, tecavüz eden, meme kesen, bizi hayattan silen savaşı tanıyoruz.
Artık daha fazla ölüm, daha fazla acı, daha fazla yangın, daha fazla erkek şiddeti istemiyoruz.
Hükümet ve askeri yetkilileri, tek taraflı eylemsizlik kararına yanıt vermeye, barışın koşullarını hemen oluşturmaya çağırmak, kadınların barış için taleplerini dillendirmek için 1 eylül dünya barış gününde saat 21.00'de Taksim'de Tramvay durağında olacağız.
KADINLARIN BARIŞ TALEPLERİNİ, KADIN BARIŞ ANAYASASINI KONUŞACAĞIZ, TALEPLERİMİZİ DİLE GETİRECEĞİZ
Şarkılarla türkülerle halaylarla savaştan kazanç ve oy sağlamaya çalışanlara inat, barışın hayatın, kadınların sesini yükselteceğiz
1 Eylül çarşamba saat: 21.00 Taksim Tramvay durağı
BARIŞ İÇİN KADIN GİRİŞİMİ

1 EYLÜL GÜNÜ BARIŞ İÇİN SİZE İKİ ÇAĞRI VAR!!!

1 EYLÜL DÜNYA BARIŞ GÜNÜ’NDE
TÜRKİYE’DE VE DÜNYADA BARIŞ İSTİYORUZ

20 Temmuz günü bir araya gelen “Denenmeyen Tek Yol Kaldı: Barış!”çağırıcıları olarak şöyle seslenmiştik:
“Savaşı değil, barışı konuşmak istiyoruz.”
“İnsanların sesinin duyulması için demirin şakırtısına ve barutun gürültüsüne hemen ve acilen son verilmelidir.”
“Şiddeti kışkırtan neden ve gerekçeleri ortadan kaldırmak için, barışın yalnızca zorunlu değil, aynı zamanda mümkün olduğunu da göstermeli; yok olmaya yüz tutan umutlar canlandırılmalıdır.”

26 Ağustos 2010 Perşembe

Yardım için başvuran kadını nezarete koydular! - Haberler

Yardım için başvuran kadını nezarete koydular!
 
 
Şırnak’ta eşi tarafından tehdit edildiği için Sitiya Zin Kadın Danışmanlık Merkezi yetkilileri ile birlikte Cizre Emniyet Müdürlüğüne başvuran bir kadının, koruma altına alınarak sığınma evine yerleştirilmek yerine “Kaymakama ulaşılamadı” gerekçesiyle nezarete konulduğu ileri sürüldü.
Şırnak’ın Cizre ilçesinde eşi tarafından sürekli şiddete maruz bırakıldığı ve ölümle tehdit edildiğini söyleyen bir kadın Cizre Sitiya Zin Kadın Danışmanlık Merkezinden yardım istedi. Merkez yetkilileri, yasa gereği, kadının can güvenliğinin sağlanması için İlçe Emniyet Müdürlüğüne başvuru yaptı. Ertesi gün emniyete kadının durumunu sormak için giden merkez çalışanı kadınlar ise skandalla karşılaştı. Polislerin, gidecek yer olmadığı gerekçesiyle mağdur kadını tüm gece nezarette kilitli tuttukları ileri sürülüyor


Evrensel Gazetesi 26 Ağustos 2010
 

25 Ağustos 2010 Çarşamba

Ceylan Önkol Patlayıcıya Vurmadı; Korunmaya Çalışırken Öldü- Haberler

Bağımsız Rapor

Ceylan Önkol Patlayıcıya Vurmadı; Korunmaya Çalışırken Öldü

Taburdan atılan patlayıcıyla öldüğü öne sürülen Ceylan Önkol ile ilgili ilk bağımsız raporu hazırlayan Adli Tıp uzmanı Prof. Dr. Biçer: "Önkol tahra ile patlayıcıya vurmadı; kendini savunma pozisyonundayken öldü. Jandarma ve polis raporları eksik ve hatalı."
Bianet'ten Semra Pelek'in haberi...

Diyarbakır'da Eşine Şiddet Uygulayan Personele Maaş Yok- Haberler

Diyarbakır'da Eşine Şiddet Uygulayan Personele Maaş Yok

Bianet 25 Ağustos 2010

Sur Belediyesi'nde aile içi şiddet uygulayan altı personelin maaşlarının yarısını eşleri alıyor. Kız çocuklarını üniversiteye gönderen 57 personele ise aylık 100 TL prim ödeniyor. Belediye Başkan Yardımcısı Örmek, "Kadınlar uygulamadan memnun" diyor.

23 Ağustos 2010 Pazartesi

KADINLAR REFERANDUMDA NEDEN HAYIR DEMELİ?- Kırkyama 22 Ağustos 2010

KADINLAR REFERANDUMDA NEDEN HAYIR DEMELİ?

Gündemimiz referandum. Her ne kadar memlekette bugünün bir konusuymuş gibi ortaya konulsa da AKP hükümetinin bir demokratik açılma hamlesi olarak gündeme getirdiği anayasa değişikliğinin temelleri, aslında 2007’ye kadar uzanıyor. Demokratikleşme söylemi altında gerçekleştirilen bu hamle, bir grup akademisyenin hazırladığı taslak metinin de rafa kaldırılmasıyla birlikte AKP hükümetinin vaatler listesinde yerini aldı. Şu an geldiğimiz noktada ise hazırlanan yeni anayasanın sembolik bir biçimde 12 Eylül darbesinin 20. yılında referanduma sunulması gündemde. Bütün bu süreçte talepleri, ihtiyaçları ve sorunları gündeme alınmayan kesimlerden biri de kadınlar. AKP sözcüleri “Size pozitif desteğin önünü açacak bir düzenleme getirdik ya” diyerek kadınların taleplerini karşılamaktan uzak maddelerle kadınlardan evet oyu istiyor. Pek çok kesim 12 Eylül darbesinin ürünü olan yasakçı anayasanın değişmesi gerektiğinde hemfikir. AKP hükümetinin ortaya koyduğu anayasa paketinin bu yaraya merhem mi olduğu yoksa darbe anayasasına yama mı yaptığı çeşitli kesimlerce tartışılıyor. Ezilenler ve emekçi sınıflar açısından ise durum çok daha kapsamlı ve farklı açılardan irdelenmeye ve paylaşılmaya çalışılıyor. Emek Partisi, Özgürlük ve Dayanışma Partisi, Türkiye Komünist Partisi ve Halkevleri ortak bir açıklama yaptı ve “Hükümeti elinde bulundurduğu 8 yıl boyunca ekonomik, sosyal ve siyasal saldırıları arttırarak sürdüren AKP, bu değişikliklerin geçmesi halinde, işçi ve emekçiler tarafından fiili ve yasal olarak kullanılan birçok hakkı da gasp ederek, topyekûn bir saldırıya geçecektir. Referandumda Hayır diyerek, sadece aldatmacayı boşa çıkarmış olmayacağız, aynı zamanda emek ve demokrasi düşmanı AKP’ye bir ders vermiş olacağız” dedi. Dün bir basın açıklamasıyla AKP Anayasasına Hayır diyen EMEP, ÖDP, TKP ve Halkevlerinden kadınlara sorduk: Kadınlar referandumda neden hayır demeli?

22 Ağustos 2010 Pazar

Bu toplantıya siz de davetlisiniz...

BARIŞ NOKTASINA DAVET

BARIŞ İÇİN ISRAR EDİYORUZ

Sevgili kadınlar,

Şimdi, bunca ölümden, bunca yangından sonra, bunca mücadeleden sonra, uzansak değecek kadar yakınındayız barışın. Bir yandan da yine bir düş kadar uzak barış.

İstanbul Barış İçin Kadın Girişimi olarak, tek taraflı ateşkesle yaratılan barış fırsatının bir kez daha heba olup gitmesine izin vermeyelim diyoruz.

Silahların sustuğu bu sürecin kalıcı bir barışa evrilebilmesi için 1 Eylül akşamı kadınların barış isteyen sesini duyurabileceğimiz büyük bir barış noktası eylemi öneriyoruz. Ayrıca ateşkes sürecinde, barış için atılması gereken acil adımları, taleplerimizi ifade eden ortak bir metni oluşturup imzaya açmayı düşünüyoruz. 
Ne yapabileceğimizi, bütün kadın örgütleri, oluşumları ve gruplarındaki, lgbtt kolektiflerindeki, siyasi partilerdeki, sendikalardaki, meslek örgütlerindeki kadınlarla beraber düşünüp kararlaştırmak istiyoruz. 

24 Ağustos Salı günü İstanbul Kadın Barış Girişimi'nin Nane sokak'taki yerinde bütün kadınları bekliyoruz.  

YASASIN KADIN DAYANIŞMASI
Nane sokak no 18 Ağa cami yanı Beyoğlu  
Toplantı tarihi: 24 Ağustos Salı saat 19.00

18 Ağustos 2010 Çarşamba

EKMEK VE GÜL PROGRAMINA DAİR...

EKMEK VE GÜL 
Hafta içi Hergün saat 14.30'da Hayat Televizyonu'nda...



Hayat Televizyonu ekranlarına 14 Nisan 2008’de "merhaba" dedik. Günlere vurunca kısa, verilen emeğe ve harcanan çabaya bakınca oldukça uzun sayılabilecek programımızın, “Ekmek ve Gül”ün hikayesini paylaşmak istiyoruz sizlerle. Bu hikaye ne zaman başladı derseniz, hemen belirtelim, programın başladığı 14 Nisan 2008 değil bizim başlangıç tarihimiz...

Şırnak'ta 8 ayda 39 intihar girişimi- Haberler...

Şırnak'ta 8 ayda 39 intihar girişimi

Cizre Belediyesi'nin Sitya Zin Kadın Danışmanlık Merkezi'nin yaptığı araştırmaya göre, Ocak ayından itibaren Şırnak'ta 39 kişi intihar girişiminde bulundu. İntihar girişiminde bulunan 39 kişiden 11 erkek, 28 ise kadın. Ocak ayından itibaren intihar girişiminde bulunan 39 kişiden 9'u ölümle sonuçlandı, 12'si ise son anda ailelerin veya çevredekilerin devreye girmesiyle ölümle sonuçlanması engellendi. İntihar girişimde bulunan 16 kişinin yaşayıp yaşamadığı konusunda da bilgi alınamadı. Sosyolog Esin Karahan, medyanın intiharların detaylı ve fotoğraflı bir şekilde manşetlere taşımasının bunu adeta modaya dönüştürüldüğünü ve diğer kişiler tarafından örnek alındığını kaydetti. Karaman, "Yine dizi ve filmlerde şiddet, işkence ve adam öldürme gibi birçok unsur intiharların model oluşturmasına zemin hazırlıyor" dedi...


Dicle Haber Ajansı
18/08/2010

Kadınlara karşı suçlarda artış var- Haberler...

Kadınlara karşı suçlarda artış var

Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığı’nın verilerine göre, 2010 yılının ilk 7 ayında Türkiye’de kadınlara karşı işlenen suçlar son beş yılda yüzde 30 arttı. Bu dönemde 226 kadın cinayet sonucu yaşamını yitirdi, 478 kadın tecavüze uğradı, neredeyse yarısı şikayetçi olamadı...

İntiharları önlemek için üç ayrı kampanya- Haberler...

İntiharları önlemek için üç ayrı kampanya



'Sanalda Kadın Doktorlar' adlı kuruluş, haziran ayında intihara ilişkin bir rapor açıkladı. Raporda, Almanya'da başta Türkiyeli genç kadınlar olmak üzere göçmen kadınların Almanya kökenli genç kadınlara göre daha çok intihara teşebbüs ettiği belirtiliyor...


Evli, Mutlu, Çocuklu! - Ekmek ve Gül Dergisi Ağustos Sayısı Yazıları


EVLİ MUTLU ÇOCUKLU!


Eğer isterseniz siz de onlar gibi olabilirsiniz. En azından onlar gibi diyet yapar, onlar gibi gezer, onlar gibi bu yılın modasına uyarak denize girerken bikininizin üzerine eskilerden kalma ‘banal’ bolero yerine peştamal takabilirsiniz. Laçin’in programında en güvendiği pazarlar bölümüyse dikkat çekici. Çünkü genç kızlarımızın öyle pahalı mağazalara gitmelerine gerek yok. Pazara giderek de Bodrum ikonlarına taş çıkarabilirler.

Serpil Savumlu'nun yazısı...

Umduğum gibi tozpembe olmadı hayat - Pendik'ten mektubumuz var...

Umduğum gibi tozpembe olmadı hayat

Merhaba Ekmek ve Gül okuyucuları. Size kısaca hayatımdan bahsetmek istiyorum. Ben 27 yaşında genç bir anneyim. Hayatımda ne kadar zorluklar olsa da mutlu olmayı başardım.
İlkokuldan çıktıktan sonra babam okumama izim vermedi. ‘Kız kısmı okusa ne olur okumasa ne olur, evleneceği adam baksın’ diye düşündü. Çocukça düşünceyle 16 yaşında evlenmeye karar verdim, ama her şey düşündüğüm gibi olmadı. Evliliğin zorlukları yetmiyormuş gibi bir de ekonomik zorluklar eklenince hayat daha da çekilmez oldu...
İstanbul Pendik'ten Nurten Sönmez'in mektubu...

Kadınsan kadınlığını bil! - Güngören'den mektubumuz var...

Kadınsan kadınlığını bil!

Her yörenin farklı söylemleri olduğunu biliyoruz. Ölüm-doğum, evlilik gibi olağan şeyler için söylenen bir sürü dillendirmeler olduğu aşikâr... “Gözünüz aydın bir kızınız oldu” ile başlayan cümleler hayat boyunca kadının asli görevlerinin de temellerini oluşturan bir giriş cümlesidir aslında… İlk bakışta sevinç ve aydınlık gibi algılanan bu sözler, gerçeği kapamak için kullanılan söz oyunundan başka bir şey değildir. Mesela “kızım büyüyünce abla olacak”, “kızım büyüyünce abisine ütü yapacak”, “kızım büyünce evlenecek” gibi geleneksel bakış açısının sözlere yansımış halidir bunlar...
İstanbul, Güngören'den Pınar Balaban'ın mektubu...

Fabrikadaki gündem; İnegöl’deki olaylar ve referandum-Bursa'dan mektubumuz var...!

Bursa'dan mektubumuz var !

Fabrikadaki gündem; İnegöl’deki olaylar ve referandum
Çalıştığım fabrikada kadınlar, son günlerde yoğunlaşan çatışmalı ortamı tartışıyor. Bazı arkadaşlar AKP’nin Kürtlere fazla tolerans tanıdığını, Kürtleri şımarttığını söylerken; bazıları AKP’nin demokrat bir parti olduğunu, her şeyin güzel gittiğini AKP’yi istemeyenlerin ortalığı karıştırdığını söylüyor.
Demirtaş Organize’den bir kadın tekstil işçisi kadının mektubu...

Mahallenin sağlığı için kadınlar en önde- Ekmek ve Gül Dergisi Ağustos Sayısı Yazıları

Mahallenin sağlığı için kadınlar en önde 

Kavakpınarlılar bir süredir mahallelerine baz istasyonu kurmak isteyen şirketin çalışmalarını engellemek için mücadele ediyor. Topladıkları imzalarla başvurdukları yetkililerden sonuç alamayan mahalleliler sopa, kazma, kürek... baz istasyonunu kurdurtmamak için ellerinden geleni yapıyor. Bu mücadelede kadınlar en önde...
Nurten Sönmez ve Neşe Aksoy'un haberi..

Yuvarlakçaylı kadınlardan mektup var...- Ekmek ve Gül Dergisi Ağustos Sayısı Yazıları

YUVARLAKÇAYLI KADINLARDAN MEKTUP VAR
Evdeki işleri halledip buraya geliyoruz
Burada 12 Aralık’tan beri, bizlerden habersiz karar verilerek yapılması düşünülen HES’i istemediğimiz için; evimizi, çocuklarımızı, eşlerimizi bırakarak suyun gözünde nöbet tutuyoruz. Buraya gelmediğimiz gün yok; evdeki işlerimizi halledip direk buraya geliyoruz.
Önceleri buraya piknik yapmak, serinlemek ve adaklarımızı adamak için belirli günlerde geliyorduk. Şimdi suyumuz elimizden alınmasın, burası doğasıyla kalsın diye gece gündüz buradayız. Burada yaşamaya alıştık, koca bir kış geçti çadırlarda yattık; bir kış daha geçiririz suyumuzu vermeyiz. Yemeklerimizi hep beraber yaptık, gelen misafirlerimize de yedirdik… Koca bir aileyiz artık...